ana sayfa    
 

 

kapitalizm öldürdü...

19 Temmuz Perşembe
Göçmen Yürüyüşü

   G8 zirvesi, Cenova şehir merkezinin tam ortasında , Sarı Hat diye adlandırılan tampon bölgeyle çevrelenen Kırmızı Hattın içerisinde yapılmaya çalışılacaktı. Seattle'dan başlayarak her zirvede daha da etkili bir direniş sergileyen küreselleşme karşıtı hareketin, İsveç'te yapılan A.B. liderler zirvesi'nde polisin silahsız göstericilere gerçek mermilerle ateş açmasına kadar uzanan yükseliş ivmesi, Cenova'da yapılan g8 zenginler zirvesinin 20.000 tepeden tırnağa polis ve jandarmanın korumasında yapılmasını gerekli kılmıştı. Küreselleşme karşıtlarının ve devlet güçlerinin neredeyse başabaş denebilecek ciddi hazırlık dönemlerinin ardından Kırmızı Hat olarak adlandırılan ve zirvenin yapılacağı kongre binasının da içinde bulunduğu bölge, içerisinde ikamet eden 'yasal' vatandaşlar (göçmenler ve 'istenmeyen'ler zirve öncesinde Berlusconi hükümetinin öngörüsüyle şehir dışına çıkarılmıştılar) dışında herkese 18 temmuz sabahı 7'den sonra kapatılmıştı. Tam bir gün sonra, 19 temmuz sabahı saat 7'de ise havaalanı tüm uçuşlara kapatıldı. Yunanistan'dan gelen ve yolcularının çoğunluğunu anarşistlerin oluşturduğu bir feribot ise limana yanaşır yanaşmaz polis kordonuna alındı ve içindekiler zorunlu olarak polisin sürpriz hoşgeldin partisine katıldılar.
   19 temmuz perşembe günü sabahtan itibaren Piazza Principe'de toplanmaya başlayan gruplar saat 3 sıralarında (polisin ifadesine göre) 60.000 kişilik bir topluluğa ulaştı ve ağır tempolu olmasına rağmen oldukça renkli ve coşkulu bir 'göçmenler yürüyüşü' başladı. Şehirde haftalar öncesinden başlatılan operasyonlar nedeniyle pek fazla 'yerli' göçmenin katılma şansı bulamadığı göçmenler yürüyüşü Marassi stadyumunda -ufak atışmalar dışında- olaysız sona erecekti. Devlet güçleri de, eylemciler de uzun olacağı belli olan ertesi güne hazırlıklarla ilgilenmiş ve fazla güç sarfetmemişti.

20 Temmuz Cuma
Doğrudan Eylem Yürüyüşü

   Cenova'da bulunan herkesin uzun süredir hazırlandığı G8 zirvesi ve 'büyük buluşma'nın ilk günü yapılacak olan sivil itaatsizlik ve doğrudan eylem yürüyüşü, Tutti Bianche ve benzeri pasifist ve sivil itaatsizlik yanlısı gruplar için kendi pratiklerini uygulama olanağı sağlarken, anarşistler, kara blok ve bazı sol radikaller için "doğrudan eylem" tavrıyla zirveyi durdurmak ve tabii bunun için de kırmızı hattı geçmenin şansını aramak anlamına geliyorduı. Diğer taraftan İtalyan polisi ve caribinieri'leri'nin tavrı faşizm kelimesini dünya terminolojisine kazandıran 'ata'larını aratmayacak nitelikteydi; barışçı ve coşkulu bir şekilde yürüyüşe geçen kalabalıklar daha ilk saatlerde panzerlerden sıkılan tazyikli su ve gaz bombalarıyla karşılaştılar. Yürüyüşün başlarında, irili ufaklı gösteri gruplarından ve punklardan oluşan kitlesiyle daha çok bir festival görüntüsüne sahip olan Pink Block bile, günün ilerleyen saatlerinde çatışmaların ortasına düştü ve güleryüzlü çehresini bir anda yitirdi, hatta bu gruptan bir çok kişi kara blok'la birleşerek direnişe katıldı. Aslında belli bir zamandan sonra polisin gereksiz sertliğinden taviz vermemesi ve eylemcilerin dağıtılamayacak kadar kalabalık olması nedeniyle ortalık o kadar karışacaktı ki kimin hangi gruptan olduğunu, hangi grubun pasifist, hangisinin şiddet yanlısı olduğunu polis bir yana eylemciler bile anlayamaz hale gelecekti. Kara blok aktivistleri polisin şiddetinin boyutu hakkında daha tecrübeli ve net fikir sahibi oldukları için duruma fiziksel-zihinsel açıdan hazırlıklı denebilecek bir durumdaydılar, ama İtalyan sivil polislerinin ellerinde levyeler, yüzlerinde maskelerle sokaklara dağılacaklarını ve -kendilerine kara blok kisvesi vererek- eylemci, sıradan vatandaş ya da gazeteci diye ayırmadan önlerine gelen herkese saldıracaklarını tabii onlar da kestiremezdi. Öğlen saatlerine doğru kara blok'un bir kısmı ve anarşistler bir cezaevini kuşatıp içerideki tutsakları dışarıya çıkarmaya çalıştılarsa da başarılı olamadılar ve yolları üstündeki bir kaç bankayı ateşe vererek geri çekilmek zorunda kaldılar. Öğleden sonra, çatışmaların bütün şehre yayıldığı ve artık sapla samanın iyice birbirine karıştığı bir sırada ise herkesin aklından geçirdiği ama düşünmemeye çalıştığı şey gerçekleşti ve kapitalizm, İtalyan devleti-polisi şahsında, 2 sene önce Seattle'da başlayıp hemen her uluslararası toplantının kaderi haline gelen küreselleşme karşıtı eylemlere ilk ciddi gözdağını verdi.
   Bir polis arabası, dağıtamadığı kalabalıktan kaçarken çoğunluğunu kara blok aktivistlerinin oluşturduğu eylemciler tarafından bir duvar dibine sıkıştırıldı ve taş, sopa yağmuru altında kaldı. Bu sırada arabadaki polislerden biri araçta bulunan yangın tüpünü göstericilere fırlatarak gerilemelerini sağlamaya çalıştı, Carlo Giuliani adındaki 23 yaşındaki bir İtalyan anarşisti bu yangın tüpünü alıp gerisin geri arabadakilere gönderecekti ki sol gözünden giren kurşunla yere yıkıldı. Arabadaki iki polisten arkada oturan ve olay sırasında yangın tüpünü göstericilere savuran polis, dikkatlice nişan aldıktan sonra işini garantiye almak için iki el ateş etti ve görev arkadaşı da -işi iyice sağlama bağlamak için mi, yoksa gözdağını daha etkili kılmak için midir bilinmez- Carlo'nun cansız bedenini ustaca bir manevrayla iki defa çiğnedi. Bu iki ortak, bütün dünyanın gözleri önünde görevlerini yaptılar ve kapitalizmin 'dünyayı öldürse', sosyal güvencelere sahip ve ekonomik açıdan nispeten rahatı yerinde olan Avrupalı orta sınıfa gösteremeyeceği şeyi, bir hamlede dosta düşmana göstermiş oldular: "KAPİTALİZM ÖLDÜRÜR"...

21 Temmuz Cumartesi
Büyük Yürüyüş

   Son gün için planlanmış olan büyük yürüyüş, bütün grupların katılımıyla kordonlar oluşturarak Cenova sokaklarını dolaşması ve 20.000 polis-jandarma'nın arkasındaki 8 zengine karşı yüzbinlerin durduğunu ve duracağını göstermek için planlanmıştı. Saat 10'da gruplar toplanarak şehre doluşmaya başladılar ve Cenova sokaklarında yollar boyunca akan bir insan seli oluştu. Kitlenin tam olarak kaç kişiden oluştuğu konusunda, 200.000 ile 400.000 arasında çeşitli rakamlar verildi farklı kaynaklardan, ama sayılardan önemli olan bir şey vardı; o da, Berlusconi'nin "anarşistleri izole edin, hemen temizleyelim" oyununun küreseleşme karşıtlarının çoğunluğu tarafından sezilmesi ve yürüyüşe tam bir dayanışmayla başlanılmasıydı. Gösterilere katılmayan Cenovalıların bile camlardan eylemcilere su atıp, paketler sarkıtması dayanışmanın boyutunun sokakları aştığını gösteriyordu. Polis ve caribinieriler ilk ufak çatışmanın başlamasıyla hedef gözetmeksizin dört bir yandan gaz bombaları fırlatmaya başladı: kara blok, anarşistler, beyazlar olarak bilinen pasifist Tutti Bianche, İtalya'nın en büyük sol-kanat sendikalarından COBAS, Green Peace, (organizasyon komitelerinin alanı boşaltma talimatına rağmen gruplar halinde pankartlarıyla meydana geri dönen) Borçlar Silinsin Girişimi, ekolojistler, pasifistler, tek suçu yoldan geçmek olan eylemlerle ilgisiz Cenovalılar, herkes ama polisin önüne çıkan herkes kendisini kontrolsüz bir şiddetin içinde buluyordu.
   Devlet, suçlu olduğunda güçlülüğünü de elden bırakmama alışkanlığıyla şiddeti tırmandırıyor ve bir yandan da -eşi pek az ülkede görülebilecek bir güce sahip olan- İtalyan burjuva medyasını kullanarak, İtalyan halkını ve daha önemlisi dünyayı şidetin tek sorumlusunun anarşistler ve kara blok olduğuna inandırmak için dezenformasyona başvuruyordu. Sokak aralarındaki gaz bulutlarının arasında kalan ve çoğunda gaz maskesi bulunmayan göstericilere sirke ve su yetiştirmek için koşanlar arasında bulunan bazı ambulans ve itfaiye görevlilerinin dahi 'polis barikatından atılan' taş ve şişe yağmuru nedeniyle yaralandığı bir durumda, şiddeti sadece anarşistlerin yarattığı karalaması doğal olarak kendine pek taraftar bulamadı. Onbinlerce insanın (çoğunun belki de hayatlarında ilk kez) devletin gerçek yüzüyle karşı karşıya geldiği, yüzlercesinin dayak ve aşağılamalarla tutuksak düştüğü (halen onbeşi Alman biri İtalyan 16 eylemci tutsak durumda), gerisinde 150'den fazla yaralı ve bir ölü bırakan, zenginler zirvesi şimdilik sona erdi. Ama yaşananlar gösterdi ki, dünya 8'lerin göstermeye çalıştığından çok daha rahatsız ve bu rahatsızlık giderek kendini daha da yakından hissetirecek, rahatı yerinde olanlara...

Alp Piroğlu