ana sayfa    
 

 

Erdem Yalçınkaya’nın
total ret açıklaması

   11 Eylül’de, İkiz Kule-ler’e binlerce insanın ölümüyle sonuçlanan bir saldırı yapıldı. Bu saldırı sonucunda Taliban’la Amerika ve müttefikleri karşı karşıya geldi. Bir tarafta binlerce Afgan’ın katili Taliban’ın, diğer tarafta Amerika ve müttefiklerinin olduğu bu savaş; savaşın ve militarizmin ne kadar korkunç bir şey olduğunu bana tekrar hatırlattı.
   Devletlerin iktidar kaygılarının ürettiği savaşlar, toplu katliamlarıyla, yol açtıkları açlık ve sefaletle insanlık için onarılamayacak yaralar açıyor. Ben her türlü savaşı, terörü ve şiddeti lanetliyorum ve bunlara alet olmayacağımı ilan ediyorum.
   Ben hiçbir devlete ait değilim. Devletsiz, sınırsız, otoritesiz ve şiddetsiz bir dünya istiyorum. Devlet beni ordularına zorla alarak, insanları öldürmeye zorlayarak, bana insanları öldürmeyi öğreterek bu düşüncelerimi yok etmek istiyor. Ben, düşüncelerimin ve hayallerimin yok edilmesine izin vermeyeceğim, çünkü bu dünyaya, birileri veya birşeylerin adına, ölmeye veya öldürmeye gelmedim.
   Bu yüzden, sebebi ve sonuçları ne olursa olsun, herhangi bir devletin ne ordusuna ne de başka bir kurumuna hizmet etmeyi reddediyorum. Aynı zamanda verilecek her türlü izin, tecil, çürük raporu gibi “hak” ve düzenlemeleri de kabul etmiyorum. Hakkımda açılabilecek davalarda avukat bulundurmayacak ve hukuki savunma yapmayacağım.
   Bir kişinin ya da milyonların katili olmak istemiyorum.
   Bedelli askerlik kandırmacadır; namlularında mermi olmak istemiyorum.
   Her türlü şiddet insanlık dışıdır; şiddeti lanetliyorum ve yaşamımdan soyutluyorum.
   Sonuç olarak ben hiçbir koşulda askere gitmeyeceğim. Ben buradan herkese askere gitmeme çağrısı yapıyorum ve herkesi, şiddetsiz eylemliliklerle, savaşa ve militarizme karşı dayanışmaya çağırıyorum.

Mehmet Tarhan’ın
total ret açıklaması

   Bugün Afgan halkının tepesine yağan bombalar 11 Eylül’de İkiz Kuleler’e çarptırılan uçaklarla binlerce insanın ölmesiyle ilişkilendiriliyor ve gerçekleştirilen saldırıya tüm dünyanın ortak olması bekleniyor. Şiddetin her türlüsünü lanetliyor, herhangi bir şiddet olayına katılmanın ya da göz yummanın yeni şiddet olaylarının kapısını açacağına ve herkesi sonraki tüm travmalardan sorumlu kılacağına inanıyorum. İktidar kaygısıyla devletler tarafından çıkarılan savaşların öncelikle yaşam hakkının ihlâli olduğunu düşünüyorum. Gerekçe her ne olursa olsun yaşam hakkının ihlâli bir insanlık suçudur ve uluslararası hiçbir sözleşme ya da yasa bunu meşrulaştıramaz. Bu nedenle hangi koşulda olursa olsun bu suça ortak olmayacağımı ilan ediyorum. Militarist aygıtların hiçbirinin hizmetinde olmayacağım.
   Şiddetten arınmış, iktidar hesaplarından uzak, sınırsız ve doğayla barışık bir insanlığın özlemindeyim. Bunun pratikte var olmayışı düşüncelerimi ve bu yoldaki davranışlarımı değiştirmemi gerektirmez.
   Ben devlet kurumunun gerekliliğine inanmıyor ve hiçbir devlete karşı aidiyet hissetmiyorum. Vatandaşlık görevi olarak addedilen eylemlerle militer yapıyı güçlendirmeyi ise hiç istemem. Vatandaşı olduğumu iddia eden devlet hayatiyetini devam ettirmek için beni askere almak, gerekirse uğruna ölüp-öldürecek bir savaş aletine dönüştürmek, dahası içine alarak yukarıda sözünü ettiğim insanlık suçuna dahil etmek istiyor. Buna izin vermeyecek ve inançlarımı koruyacağım. Eşcinsel olmam nedeniyle “hak” olarak sunulan çürük raporunu ise militer düzenin kendi çürüklüğü olarak algılıyorum.
   Birey olarak herhangi bir devletin ordu ya da başka bir aygıtına hizmet etmeyeceğim. Mazeret sunmayı kendime ve insanlığa karşı hakaret olarak göreceğimden her türlü askerlik yapmama izni ya da ertelemeyi reddediyorum.
   Sonuç olarak hiçbir şekilde askere gitmeyeceğim. Herkesi de askere gitmemeye, askerlikle ilgili hiçbir işlem yaptırmamaya, mernis ve vergi numarası gibi denetim mekanizmalarını reddetmeye, şiddetten arınmış eylemliliklerle dayanışmaya çağırıyorum.

   - Savaşları durdurmanın yolu onun insan kaynağını kurutmaktır.
   - Şiddetin her türlüsü insanlık suçudur.